stand up - Turco Inglés Diccionario

stand up

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "stand up" en diccionario turco inglés : 18 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
stand up v. ayağa kalkmak
I applaud the fact that the European Union wants to stand up for these people.
Avrupa Birliği'nin bu insanlar için ayağa kalkmasını alkışlıyorum.

More Sentences
stand up v. kalkmak
So weak he couldn’t even stand up.
O kadar zayıftı ki ayağa bile kalkamıyordu.

More Sentences
General
stand up v. dayanmak
They stand up well to even the most extreme of work conditions.
En zorlu çalışma koşullarına bile iyi dayanırlar.

More Sentences
stand up v. savunmak
We need strong leaders who are not afraid to stand up to political correctness.
Politik doğrulukları savunmaya korkmayan güçlü liderlere ihtiyacımız var.

More Sentences
stand up v. kalkmak
So weak he couldn’t even stand up.
O kadar zayıftı ki ayağa bile kalkamıyordu.

More Sentences
Sport
stand up v. ayakta durmak
Tom is standing up.
Tom ayakta duruyor.

More Sentences
General
stand up v. taraftarı olmak
stand up v. bekletmek
stand up v. dikilmek
stand up v. göğüs germek
stand up v. anlaşmayı yerine getirememek
stand up v. sağlam kalmak
stand up v. karşı koymak
stand up v. yerinden kalkmak
stand up v. dayandırmak
stand up v. dik yerleştirmek
stand up v. dayamak
stand up v. (bir kimse ile olan) randevuya gidememek

Significados de "stand up" con otros términos en diccionario inglés turco: 146 resultado(s)

Inglés Turco
General
stand-up reception n. ayaküstü resepsiyon
stand-up n. dik duran şey
stand-up n. tek kişilik komedi gösterisi
stand-up n. tek kişilik komedi sanatçısı
stand-up n. stand up gösterisi
stand-up n. destek
stand-up n. stand up sanatçısı
stand-up n. ayaklı reklam panosu
stand-up n. metanetlilik
stand-up n. stand up komedyeni
stand-up n. dirençlilik
stand-up n. iyi bir şekilde eskime
stand-up n. sözünü tutamama
stand-up n. ayak üstü toplantı
stand-up n. kullanılabilecek şekilde eskime
stand-up n. randevuya gidememe
stand-up n. dayanıklılık
stand up to v. karşı koymak
stand up to v. kafa tutmak
stand up for v. taraftarı olmak
stand up to v. göğüs germek
stand up to v. dayanmak (bir şeye)
stand up to v. dayanıklı olmak (bir şeye karşı)
stand up for v. savunmak
stand up to v. direnmek
stand up to v. karşı çıkmak
stand someone up v. randevuya gelmeyerek birini boşuna bekletmek
stand up to v. karşı gelmek (birine)
stand somebody up v. ekmek
stand up for v. desteklemek
stand up for v. taraftar olmak
stand up for one's rights v. haklarını savunmak
stand somebody up v. birini satmak
stand somebody up v. birini ekmek
stand up to v. karşı durmak
stand up for oneself v. kendini savunmak
stand up for oneself v. kendi çıkarını korumak
stand up before the judge v. hakim huzuruna çıkmak
stand up before the judge v. hakim önüne çıkmak
stand someone up v. birisini ekmek
stand up too fast v. hızla ayağa kalkmak
stand-up adj. dik
stand-up adj. kalkık
stand-up adj. ayakta yapılan
stand-up adj. sadık
stand-up adj. (kavga) yumruklu
stand-up adj. korkusuz
stand-up adj. yürekli
stand-up adj. güvenilir
stand-up adj. sadakatli
stand-up adj. gözü kara
stand-up adj. gözü pek
stand-up adj. (yaka) dik duran
stand-up adj. atılgan
stand-up adj. bağlı
stand-up adj. cesur
Phrasals
stand up for somebody v. savunmak
stand someone up v. birisini ekmek
stand up to v. karşısında yılmamak
stand up to v. yoğun biçimde direnmek
stand someone up v. birisini ağaç etmek
stand up to v. karşı koymak
stand someone up v. birisini satmak
stand up against someone v. birine karşı durmak/dayanmak
stand up with someone v. birini destekler mahiyette davranmak
stand up with someone v. birini desteklemek
stand up against v. (bir fikrin/görüşün) karşısında durmak
stand up for v. haklı çıkarmak
stand up with v. evlenen kişiye sağdıç/nedime olmak
stand up for v. destek olmaya teşebbüs etmek
stand up for v. yardım etmek
stand up against (someone or something) v. (birine/bir şeye) karşı çıkmak
stand up against (something) v. (bir şeye) yaslanmak
stand up to (someone or something) v. (birine/bir şeye) karşı gelmek
stand up against (something) v. (bir şeye) dayanmak
stand up for (someone or something) v. (birini/bir şeyi) savunmak
stand up against (something) v. (bir şeye) yaslamak
stand up against (someone or something) v. (birine/bir şeye) kafa tutmak
stand up to (someone or something) v. (birine/bir şeye) karşı koymak
stand up against (someone or something) v. (birine/bir şeye) karşı olmak
stand up against (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) karşısında durmak
stand up for (someone or something) v. (birinden/bir şeyden) taraf olmak
stand up to (someone or something) v. (birine/bir şeye) kafa tutmak
stand up against (someone or something) v. (birine/bir şeye) başkaldırmak
stand up to (someone or something) v. (birine/bir şeye) karşı çıkmak
stand up against (something) v. (bir şeye) dayandırmak
stand up for (someone or something) v. (birini/bir şeyi) desteklemek
stand up to (someone or something) v. (birine/bir şeye) karşı direnmek
stand up against (something) v. (bir şeye) abanmak
Phrases
fall seven times, stand up eight expr. asla pes etme
Colloquial
would the real (someone) please stand up expr. gerçek (birisi) ayağa kalkabilir mi lütfen?
would the real (someone) please stand up expr. gerçek (birisi) kendini gösterecek mi?
would the real (someone) please stand up expr. (birisi) gerçek yüzünü gösterebilir mi lütfen?
will the real - please stand up expr. gerçek ... ortaya çıkacak mı?
will the real - please stand up expr. gerçek ... ayağa kalkabilir mi lütfen?
will the real - please stand up expr. … gerçek karakterini/gerçekte kim olduğunu gösterebilir mi lütfen?
will the real (someone) please stand up expr. (birisi) gerçek karakterini/gerçekte kim olduğunu gösterebilir mi lütfen?
will the real (someone) please stand up expr. gerçek (birisi) nerede?
would the real (someone) please stand up expr. gerçek (birisi) nerede?
will the real - please stand up expr. gerçek ... nerede?
would the real (someone) please stand up expr. gerçek (birisi) ortaya çıkacak mı?
will the real (someone) please stand up expr. gerçek (birisi) ayağa kalkabilir mi lütfen?
will the real (someone) please stand up expr. (birisi) gerçek yüzünü gösterebilir mi lütfen?
will the real - please stand up expr. … gerçek yüzünü gösterebilir mi lütfen?
will the real (someone) please stand up expr. gerçek (birisi) kendini gösterecek mi?
will the real - please stand up expr. gerçek ... kendini gösterecek mi?
would the real (someone) please stand up expr. (birisi) gerçek karakterini/gerçekte kim olduğunu gösterebilir mi lütfen?
will the real (someone) please stand up expr. gerçek (birisi) ortaya çıkacak mı?
Idioms
stand somebody up v. birisini ekmek
stand somebody up v. birini satmak
stand somebody up v. birini ekmek
stand somebody up v. birisini satmak
stand up in court v. sağlam delillere/kanıtlara dayanmak
stand up in court v. dava açılacak nitelikte olmak
stand up in court v. davayı kazandıracak nitelikte olmak
stand up before someone v. birinin huzuruna çıkmak
make the hair stand up on the back of (one's) neck v. (birini) korkutmak
make the hair stand up on the back of (one's) neck v. (birinin) tüylerini ürpertmek
make one's hair stand up on the back of (one's) neck v. (birinin) tüylerini ürpertmek
make one's hair stand up on the back of (one's) neck v. (birini) dehşete düşürmek
make one's hair stand up on the back of (one's) neck v. (birini) korkutmak
make one's hair stand up on the back of (one's) neck v. (birinin) tüylerini diken diken etmek
make the hair stand up on the back of (one's) neck v. (birinin) tüylerini diken diken etmek
make the hair stand up on the back of (one's) neck v. (birini) dehşete düşürmek
stand up on (one's) hind legs v. konuşma yapmak için ayağa kalkmak
stand up on (one's) hind legs v. ayağa kalkmak
stand up on (one's) hind legs v. yerinden kalkmak
stand up and be counted expr. ayağa kalk ve açıkça fikrini söyle
Speaking
don't stand us up n. bizi ekme
Trade/Economic
stand-up meeting n. ayakta yapılan gündelik toplantı
set up a stand v. stand kurmak
Television
stand-up n. anons
stand-up n. olay arka planda akarken muhabirin ayakta durarak sunduğu yayın
stand-up n. stand-up sunuş
Textile
stand-up collar n. dik yaka
stand-up collar n. gömlek yakası
Food Engineering
stand-up-pouch n. dik durabilen torba
Baseball
stand-up adj. (ikinci veya üçüncü kaleye ulaşan vuruş) vurucunun kaleye gitmesini sağlayan
stand-up adj. (triple) vurucunun üçüncü kaleye ulaşmasını sağlayan
stand-up adj. (double) vurucunun ikinci kaleye ulaşmasını sağlayan
Theatre
stand-up show n. ayaküstü gırgır
Slang
stand someone up v. birisini satmak
stand someone up v. birisini ekmek
stand-up adj. taşaklı
stand-up adj. güven duygusu veren
stand-up adj. itimat uyandıran